ISPARTA MESLEK YÜKSEK TEŞKİLATI

Ülkücülük Şereftir Şerefin Tavizi Olmaz Adamın Adamı Değil Davanın Adamıyız

BİZE ULAŞMAK İÇİN
 
 
 
Isparta Ülkü Ocakları İl Başkanı
Aziz ŞENCAN

 

 

Sayın Başkan öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

24/05/1978 Tokat ili Erbaa ilçesi doğumluyum. İlkokul ve ortaokulu Erbaa'da tamamladım. Lise eğitimimin ilk iki yılını Sivas Pamukpınar Anadolu öğretmen lisesinde, diğer kısmını ise, Tokat Anadolu Öğretmen Lisesi'nde tamamladım. Liseyi bitirdiğim yıl Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nü kazandım. 2001 yılında üniversiteyi bitirdim ve aynı bölümde yüksek lisansa başladım. 2005 yılında yüksek lisansımı tamamladım. Halen Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nde doktora öğrenimime devam etmekteyim. Bu süre zarfında, Lise yıllarımda tanıştığım Ülkü Ocakları'nda değişik görevlerde bulundum. Ülkü Ocakları Genel Merkezi'min takdiriyle Şubat-2004'den bu yana Isparta il Ocak Başkanlığı görevini sürdürmekteyim.

Isparta Ülkü Ocakları İl Başkanlığı'nın teşkilat yapısı, şube sayısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Isparta İl Ocak Başkanlığı'nın teşkilatı şeması; Başkan, Eğitim masası, Üniversiteler masası, Ortaöğretim masası, Basın-İnternet, AR-GE, Teşkilatlandırma, Bürokrasi, Türk Dünyası, Mahalli teşkilatlar masası ve Bayanlar teşkilatı olarak teşekkül etmektedir. Isparta'nın mevcut 12 ilçesinden 8'inde Ocak teşkilatımız bulunmakta ve diğer ilçelerimizde teşkilatlanma çalışmalarımız devam etmektedir.

Isparta Ülkü Ocakları olarak; yıllardan beri süre gelen ve asli vazifemiz olan eğitim çalışmalarına her zaman büyük önem vermekte ve bu bağlamda seminer ve konferanslarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Özellikle eğitim ve öğretim dönemlerinde her gün lise ve üniversite teşkilatındaki arkadaşlarımıza, Genel Merkezimizin gönderdiği eğitim müfredatına uygun seminerler düzenlenmektedir. Ayrıca ayda en az bir defa olmak üzere genel katılımlı, güncel konularda konferanslar yapılmaktadır. Her dönem Lise ve Bayanlar teşkilatlarının ortaklaşa düzenlediği münazaralar yapılmaktadır.

Milletimiz, devletimiz ve kutlu davamız için önemli olan gün ve haftaları unutmayarak, uygun faaliyetler düzenlemekteyiz. Son bir yıllık çalışmalarımızdan kısaca bahsedersek;

İlçe ocaklarımızla koordineli şekilde önemli günleri yâd etmekteyiz.

•  Anneler gününde; doğum evi, huzur evleri, hastaneler ziyaret edilip annelere hediyelere ve karanfillerin dağıtıldı. Günün akşamında “ İslam'da Kadın “ isimli konferans ve sinevizyon sunumu özellikle ocağımızı dolduran bayanlar tarafından büyük bir şevkle dinlendi ve izlendi. Konferansımıza konuşmacı olarak Yard. Doç. Dr. Ayşe Hümeyra ASLANTÜRK katılmışlardır.

•  Öğretmenler gününde; şehrimizde bulunan tüm okulları ziyaret ederek öğretmenlerimizin gününü kutladık bütün öğretmenlerimize karanfil dağıttık.

•  Kutlu doğum haftası münasebetiyle Mevlid-i şerif okutulup helva dağıttık.

•  3 Mayıs Türkçülük bayramında, şehrimizin en büyük meydanı olan Kaymakkapı'da Türkçülük Şöleni düzenleyip vatandaşlarımıza pilav ve ayran dağıtarak 3 Mayıs Türkçülük Bayramı'nın tüm milletimizce kutlanmasını sağladık.

•  “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nde Isparta caddelerindeki tüm kadınlara çiçek dağıtıldı.

•  Çanakkale Zaferi'nin yıldönümünde Eğirdir'de, Ülkü Ocağımız tarafından düzenlenen sinevizyon gösterisi ve tiyatro oyunu halkımız tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandı, aynı gün okuttuğumuz mevlid-i şerif ve dağıttığımız helva ile şehitlerimiz yâd edildi. Ayrıca il ocağımızda, Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim görevlilerinden Turgut ERMUMCU'nun verdiği “Çanakkale Ruhu” isimli konferans yoğun ilgi ile karşılandı, ocağımız basın internet masası çalışanları tarafından hazırlanan sinevizyon gösterisi de duygulu dakikalar yaşanmasına vesile oldu.

•  Türk dünyasının acı günü 4 Nisan'da; şehrimizin merkezinde bulunan Mimar Sinan Camiinde ikindi namazına müteakip mevlit okutulup, lokma döktürülürken, diğer ocak mensuplarımız rahmetli başbuğumuzu mezarı başında andılar.

•  Türküm demekten çekinen bir yönetimin gölgelediği ülkemizde; ocağımız tarafından düzenlenen ve Prof. Dr. İsmail Yakıt hocamızın katılımıyla gerçekleşen “Milliyetçilik ve İslam” konulu konferans milli ve manevi değerlerin pekişmesinde ve öneminin iyice kavranmasında çok etkili oldu. Konferans salonumuza sığmayan gönüldaşlarımız, şehrimizdeki aynı zihniyettekilere gereken cevabı verdi.

•  Yine Süleyman Demirel Üniversitesi Atatürk ilkeleri Araştırma ve Uygulama Aerkezi müdürü Sayın Yard. Doç. Dr. Şenol Kantarcı tarafından “Türkiye üzerinde oynanan oyunlar ve terör” konulu konferans düzenlendi.

•  Kendimize aile seçtiğimiz Isparta şehit aileleri ve harp malulü gaziler derneğinin her şartta ve koşulda yanında olarak onlara bu milletin baş tacı olduklarını her daim hatırlatıp, düzenledikleri programlara katıldık, önemli günlerde ziyaretlerine gidip gönüllerini hoş tuttuk. Ayrıca Isparta Ülkü Ocakları Bayanlar Masası bünyesindeki tiyatro grubu, kendilerinin yazdığı ve sahneye koymak için yoğun çalışmalar vererek hazırladığı “Vatan Sağolsun” isimli tiyatro oyununu, dönem sonunda sahnelediler ve gelirini de şehit ailelerine bağışladık. Bu geceye katılan şehit aileleri ve misafirlerimiz, hazırladığımız programda yoğun duygu seli yaşadılar.

•  Teşkilat olarak; ilimizde bulunan şehitliğin temizliğini yaparak milletimizin sağduyulu kalmasına ön ayak olduk.

•  Isparta ve Türkiye kamuoyuna örnek olmak adına, Isparta Emniyet Müdürlüğümüzle irtibata geçildi. İl Emniyet Müdürlüğü'nün görevlendirdiği bir baş komiser tarafından “Uyuşturucu Madde Bağımlılığı” konulu konferans düzenlendi.

•  Halkımızın birlik ve beraberliğini kuvvetlendirmek için düzenlediğimiz “Yeniden Kuva-i Milliye” isimli gecemiz; Genel Merkez sanatçımız Ahmet Yılmaz ve çevre illerden genel misafirlerimizin katılımıyla tam bir şahlanış gecesine dönerken, Isparta'nın ve ülkemizin ülkücü harekete ne kadar ihtiyacı olduğunun tam bir göstergesiydi. Düzenlediğimiz gece de ocağımız bünyesinde oluşturduğumuz halk oyunları ekibi de gösterileriyle büyük ilgi gördü.

•  Ocağımız bünyesinde açtığımız Kuran-ı kerim, saz, İngilizce ve halk oyunları kurslarımız halen devam etmekte olup, eğitim ve öğretim döneminde çeşitli derslerde kursularımız başlayacaktır.

•  Her sene olduğu gibi bu yılda mübarek Ramazan ayı boyunca, her akşam üniversiteli öğrencilere iftar yemekleri verilmiş olup, iftar sonrası ramazan sohbetleri yapıldı. Ayrıca artık Isparta Ülkü Ocakları tarafından gelenekselleştirilen “sizin için önemsiz ve eski olan eşyalar, birileri için büyük önem arz edebilir” düsturuyla bu yıl üçüncüsünü yaptığımız yardım kampanyamızda, Ramazan süresince toplanan giyecek malzemeleri, kadir gecesinin gündüzünde direkli ve güneyce köylerinde ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Ayrıca aynı gün ihtiyaç sahiplerine gıda yardım paketleri dağıtıldı.

•  Şu günlerde de okulların açılmasına kısa bir süre kalması münasebetiyle, ilköğretim öğrencilerine dağıtılmak üzere, içinde çanta, kaban, bere ve kırtasiye malzemelerinin olduğu okul seti ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için düzenlediğimiz kampanya devam etmektedir.

Yaptığımız tüm faaliyetlerimizde birlik beraberlik duygularını kuvvetlendirmek, eğitimi ön planda tutmak gibi konularını kendine hedef seçen ocağımız faaliyetlerine büyük bir azim ve şevkle devam edecektir.

17. Erciyes Zafer kurultayındaki birleştiricilik anlayışımıza neden bu kadar tepki gösterilmektedir?

Son dönemlerde giderek şiddetini artıran ülkemiz ve Ortadoğu üzerine oynanan oyunlar ortadadır. Tek başına iktidar olma gücünü Türkiye'nin menfaatine değil de küresel güçlerin hedefleri için kullanan AKP hükümetinin basiretsizliği Türkiye'nin çok acil bir şekilde MHP iktidarına ihtiyacı olduğunu göstermiştir.

Artan terör olayları ve bölücü faaliyetler karşısında MHP'nin uyguladığı akılcı politikalar, hangi görüşe mensup olursa olsun milletimizi MHP çatısı altında toplamış ve bu anlamda 17. Erciyes Zafer Kurultayı 60. hükümetin MHP hükümeti olduğunun müjdesini vermiştir.

Erciyes'te gönüllerin birleşmesiyle ortaya çıkan coşku, birlik ve beraberlik manzaraları, Türkiye'nin varlığını ve birliğini korumaya yeminli yüz binlerin şahlanması tabi ki birilerini rahatsız etmiştir. “KÖYÜN KÖPEKLERİ KURDU GÖRÜNCE BİRLEŞİR” sözünü haklı çıkarırcasına vatanını satanlar ve davasını satanlar ağız birliği edip ihanetlerini tescillemişlerdir. Ama şunu unutmasınlar ki; KARDAN ADAMIN SALTANATI GÜNEŞ DOĞANA KADARDIR.

Ülkemizde var olan seçim barajının düşürülmesi hakkındaki yorumlarınız nelerdir?

Seçim barajının düşürülmesi ülkücüleri kesinlikle etkilemeyecektir. Çünkü sistem ne olursa olsun ALLAH'ın izniyle ilk seçimde MHP tek başına iktidar olacaktır. 17. Erciyes zafer kurultayı bunun açık göstergesidir ve orada ki yüz binler hep bir ağızdan 60. Hükümetin Milliyetçi Hareket olacağına ant içmişlerdir.

Her fırsatta bizi parçalama uğraşı veren, yüksek medeniyet(!) ve demokrasi(!) sahibi Avrupalılar taşeronları vasıtasıyla bu konuyu ülke gündemine sokmuşlar ve mevcut hükümetse bu konuda yine kendinden beklenen acziyeti göstermiştir. Malumunuzdur ki bu konuda ortaya atılan milletin temsil hakkı, demokrasi gibi söylemler birer palavradan ibarettir. Tek geçerli sebep vardır ki oda PKK'ya mecliste temsil hakkı verilerek meşruluk kazandırma faaliyetleridir. Bu şu manaya gelmektedir ki TÜRKİYE'de Kürtler azınlık olarak kabul edilecek ve azınlık statüsünden yararlanacaklardır. Bu tür söylemler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel dinamiklerine bomba koymaktan farksızdır. Hatırlarsınız ki şimdi bölücü örgütün liderliğini yapan Aydar ve muhterem(!) arkadaşları meclise girmişler ve Türkiye'nin en yüksek organında Kürtçe yemin ederek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakaret etmişlerdir. Halen bu zat-ı muhteremler, Türk Milleti'nin verdiği vergilerle, milletvekilliği maaşı almaktadırlar. Yani sözün özü, polis vuranın kapısında polis nöbet tutacak, dokunulmazlık zırhı altında meydanlarda bir avuç çapulcuyla beraber yüce Türk milleti'ne hakaret edecekler. Sözde, Kürtlerin temsilciliğine soyunanlar şunu unutmasınlar ki, Kürdü Türk'ten, Türk'ü Kürt'ten hiçbir kuvvet ayıramaz. Seçim barajının düşürülmek istenmesi sözde Kürt sorununa kalıcı çözüm adına yapılmaktadır. Ancak artık Türk milleti öğrenmiştir; Türkiye'de Kürt sorunu yok, AKP sorunu vardır.

Başta İngiltere ve Avrupa ülkelerini alarma geçiren sözde terör saldırısı beklentisi, 11 Eylül saldırılarında olduğu gibi Müslümanlara yönelik saldırıları tetikleyebilir mi?

11 Eylül saldırılarından sonra batı toplumu ve medyası hatta yönetimleri Müslümanlara karşı olan tavırlarını sertleştirmişlerdir. Bu saldırıdan sonra, tüm dünyadaki Müslümanlar, batılılar için terörist ve potansiyel suçlu haline gelmişlerdir. Bunun neticesinde, Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, Lübnan'da akan Müslüman kanı durmak bilmedi. Peygamberler güzeli Hz. Muhammed (sav)'in karikatürlerini yayınlayarak her fırsatta İslam'a ve İslam dünyasına olan kinlerini kusmaktan geri kalmadılar. 11 Eylül'den sonra, İslam'a karşı son haçlı seferini başlattığını ilan eden ABD başkanı Bush, İngiltere'de ortaya çıkan ve gerçekleşseydi ikinci 11 olurdu denilen terör olayı sonrası yine Müslümanları sorumlu tutarak, ırkçı faşistler deyimini kullanıp, Müslüman dünyasını boy hedefi haline getirmiştir.

Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de, Lübnan'da akıttıkları Müslüman kanını haklı göstermek ve dünya kamuoyunun desteğini almak için, İslami terör kavramı ortaya atılmıştır. Barış, sevgi ve kardeşlik dini olan İslamiyet'in her bir ferdini, kendi kuklaları olan Usame bin Laden'e eş tutan batılı zihniyet, bu ikinci terör olayından sonrada, 11 Eylül'de olduğu gibi İslam dünyası üzerine kinini kusmaya devam etmektedir ve etmeye de devam edecektir.

Lübnan'a Türk askerinin barış gücü olarak gönderilmesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Şayet Türk askeri Lübnan'a gidecekse, Hizbullah'ı İsrail saldırılarından korumak için mi yoksa İsrail'i Hizbullah'tan korumak için mi gidecek? Her iki netice de Türkiye için riskler içermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Lübnan'a, Birleşmiş Milletler Barış Gücü adı altında asker göndermesi ‘terör örgütüne yataklık' diye mi algılanacak yoksa din kardeşlerimize karşı silah mı çekmiş olacağız? Önce bu soruların cevapları verilmelidir.

Eğer Türk askeri bir yere gidecekse, bu Lübnan değil, Türk'ün başının ağrıdığı yere, yani, Kandil Dağı'na gitmelidir. Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli, bu konuyu artan terör olayları karşısında “Türk Ordusu Kandil Dağında Bir Gün Gözükse Yeter” diyerek açıklık getirmişlerdir. Yaşanmakta olan süreç, bu konuda ne kadar haklı olduklarını ortaya koymaktadır. Nice koç yiğitler vatanın bağrına şehit düşerken, ABD'den icazet almadan Kandil Dağı'ndaki bataklığı kurutmaya gidemeyenler, “bölgede güçlü bir devlet olduğumuzu göstermek için Lübnan'a gitmemizin gerekliliğinden” bahsederek Türk Milleti'nin gözünü boyamaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bölgesinde güçlü bir devlet olduğuna şüphe yoktur. Askerimizin gücünü göstereceği yer şimdilik Lübnan değil, kendi sınırlarıdır. Güç ilk buradan başlar.

Türk gençleri askere vatanın varlığını ve birliğini korumak için giderler, ABD'nin jandarmalığını yapmak için değil. Mehmetçiği, ABD'nin taşeronu gibi kullanmak isteyenler, teröre verdiğimiz canların cenazesine gidecek yüz bulamazken, Lübnan'da akacak askerimizin kanının hesabını nasıl verecekler acaba? Türk Milleti olarak, İsrail'in Müslüman kardeşlerimize yaptığı zulme ortak olmak istemiyoruz. Bu yüzden Mehmetçiğin Lübnan'a gitmesine karşıyız. Başbakan'a, eğer Lübnan'a asker gidecekse, ilk önce, askerlik çağına gelmiş olan kendi oğlunu göndermesini öneriyoruz. Unutmasın ki, Osmanlı Devlet Yönetimini batıran, şehzadelerin kafes hayatı yaşamasıdır.

Geçtiğimiz aylarda, Isparta Belediyesi'ndeki yapılan yolsuzluklar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye genelinde Ak eller, Ak iller sloganıyla yola çıkan, muhterem saltanat sahipleri Isparta'da da yüksek hâkimiyetlerini ilan etmişlerdir. İşe Isparta'nın mallarının peşkeş çekildiğini ve belediyenin borç batağında olduğunu söyleyerek başlayan ithal başkanımız ne hikmettir ki kendi belediye meclis üyeleri tarafından yolsuzlukla suçlanmış ve yetkileri elinden alınmıştır.

Gerçek mesleğini muhasebecilik olarak bildiğimiz sayın başkanımızın boksör olduğunu da zamanla öğrenmiş bulunmaktayız. Başkanımızın yetkilerinin elinden alındığını duyuran gazeteciler ne yazık ki AK ellerin gazabına uğramışlardır. ALLAH başbakanımızdan razı olsun, gerçekten Isparta halkına ehil bir başkan ithal ettiler .

Sayın başkanımızın marifetleri bununla da sınırlı değil tabi ki. Belediye bünyesinde çalışan işçileri zorla kendi sendikasına üye yapmak istemiş, üye olmak istemeyenleri de başka yerlere sürmüş veya işten çıkarmıştır. Isbaş, Belmaş ve belediyeye ait diğer bazı şirketlerin hisselerinin peşkeş çekilmesi ve belediyenin girdiği borç batağı ise tam bir rezalet. MHP döneminde 20 trilyon olan belediyenin borcu şu anda 1 katrilyonu aşmış durumdadır. Tabi ki yapacaklar, mühür onlarda, Süleyman onlar. Ama unutmayınız ki “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.” Türkiye'nin genelinde olduğu gibi Isparta'da da ülkücü kadrolara ihtiyaç vardır. Bunun içindir ki ÜÇ HİLALLİ sancak tekrar Isparta burçlarına dikileceği günü beklemektedir. ALLAH'ın izniyle SANCAĞIMIZ tüm TÜRKİYE'de olacağı gibi Isparta'da da burçlara dikilecektir. Sayın Genel başkanımızın belirttiği gibi, bu sözde saltanat sahipleri Dr. Devlet Bahçeli'nin Başbakanlığında yüce Türk Milleti'ne hesap vereceklerdir.

Son olarak Isparta'dan ülkücü gençliğe vermek istediğiniz mesajları alabilir miyiz?

Türkiye, zor ve sancılı bir dönemden geçmektedir. Gerek artan terör olayları, gerekse batılı ülkelerin ülkemiz üzerindeki emperyalist oyunları hat safhaya ulaşmıştır. Özellikle bütün provokasyonlar ülkücü gençlik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda ülkücü gençlik sokaklara çekilmek ve tekrar kanlı bir kardeş kavgasının ortasına itilmek istenmektedir. Bu süreçte ülkücü gençlik, taşıdığı misyonun bilincine vararak, Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli'nin uyarı ve direktiflerini harfiyen yerine getirmelidir. 2023'ün lider ülke, Türkiye'sinin mimarı olan ülkücü gençlik, tarihinden aldığı iman ve feyz ile çizgisinden taviz vermeden yoluna devam etmelidir. Tek silahının aklı, ilmi ve kalemi olduğunun farkına varıp, bu doğrultuda hareket etmelidir.

Başbuğ'un dava arkadaşlığını, ülkeyi içinde bulunduğu buhrandan kurtarmak için yola çıkan Genel başkanımızın, yol arkadaşlığını yapacak olan ülkücüler, tarihinden, kültüründen, dilinden, dininden ve geleneklerinden taviz vermeden, milletimizi yeniden şahlandıracak birleştirici güç olmalıdırlar.

Bu ülkenin kaybedecek bir vatan evladına daha tahammülü yoktur. Başbuğumuzun söylediği “kültür emperyalizminin eline bırakılan bir ferdimizle, düşmana terk edilen vatan toprağı arasında hiçbir fark yoktur” sözünü feyz alarak, tüm Türk Milletini kucaklayıp, emperyalist güçlerin oyunlarına uşaklık etmemelidir.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: serkan dirik | Tarih: 2007-04-15 10:29:06
    Konu: büyük teşkilat........!
    öncelikle eski bir myo teşkilatının bir neferi olarak sizleri tebrik ederim.yıllarca görev yaptığım ısparta ülkü ocaklarının halen aktif bir şekilde çalışması beni gururlandırmakta!sizler çok şanslısınız ki çok değerli bir kişinin yanında yetişmektesiniz buradan 9 senedir tanıdığım benim iyi yada kötü herşekilde yanımda olan aziz başkana sayg ve sevgilerimi sunarım allaha emanet olun..

    Bağlantı »

  2. Yazan: HASAN BÖLÜKBAŞI | Tarih: 2007-04-05 16:13:14
    Konu: BÖRTECİNAYA
    Sayın başkanım size olansaygım sonsuzdur sizingibi birinsanla tanıştıma ve arkadaş oldumaseviniyorum size telefonlarımdada dedimgibi sizin yapatıklarınızı birömür unutamam nasib olursa sizinle ve ziya başkanla tekrar görüşmekisterim şu anakadar sizin gibi bir arkadaş bulamadım sizi nasip olupta göremessem sizi bir ömür unutamam

    BAŞKANIM UNUTMAK KİMLİKSİZ İNSANLARIN İŞİ BİZİM KİMLİMİZ BELLİ ÖZBE ÖZ TÜRKÜZ ONU İÇİN SİZİN YAPTIKLARINIZI ASLA ÖLENKADAR UNUTAMAM
    BUYAZIYI OKUYAN KİMOLURSA OLSUN ---AZİZ BAŞKANA ----MUHAKAKGÖSTERSİN

    Bağlantı »